Zekât Nedir? Kime, Ne Zaman ve Nasıl Verilir?
Zekât; nisaba ulaşan malın belirli bir bölümünü hak sahiplerine vermektir. Kimlere farz olduğunu, hangi mallardan verildiğini ve nasıl hesaplandığını bu rehberde derledik.
Zekât, İslam'ın beş temel esasından biri olup malı belirli bir ölçüye ulaşan her Müslümana farz kılınmış bir ibadettir. Kelime olarak arınma, bereket ve artış anlamlarına gelen zekât, malımızı manevî olarak arındırırken, o malda gözetilen ihtiyaç sahibinin hakkını da sahibine teslim etmemizi sağlar. Bu yönüyle zekât yalnızca bir yardım değil; hem malı bereketlendiren hem de toplumdaki kardeşlik bağını güçlendiren bir sorumluluktur.
Zekâtın farz olması için kişinin, temel ihtiyaçları ve borçları dışında elinde kalan malının nisap adı verilen asgari sınıra ulaşması gerekir. Nisap, klasik ölçüyle seksen küsur gram altın ya da bunun para, ticaret malı veya gümüş cinsinden karşılığı kabul edilir. Malın bu sınıra ulaşması ve üzerinden bir kamerî yılın (havelân-ı havl) geçmesi hâlinde zekât vacip olur. Nisabın altında kalan kişiye ise zekât farz değildir.
Zekâta tâbi mallar; altın ve gümüş, nakit para ve birikimler, ticaret malları, belirli sayıya ulaşan davarlar ve toprak ürünleri gibi çoğalan mallardır. Bu malların zekât oranı çoğu için kırkta bir, yani genel kabulle yüzde iki buçuktur. Uygulamada kişi, üzerinden bir yıl geçen birikiminin ve zekâta tâbi varlıklarının toplam değerini hesaplar, borçlarını düştükten sonra kalan tutarın kırkta birini zekât olarak ayırır. Toprak ürünleri gibi bazı mallarda oran farklılık gösterebildiğinden, tereddüt hâlinde ehline danışmakta fayda vardır.
Zekâtın kimlere verilebileceği Kur'an-ı Kerim'de açıkça belirtilmiştir. Tevbe sûresinin altmışıncı âyetinde sayılan bu sekiz sınıf; fakirler, miskinler, zekât işinde görevli memurlar, kalpleri İslam'a ısındırılmak istenenler, hürriyetine kavuşmak isteyen köleler, borç altında ezilenler, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlardır. Zekât ancak bu hak sahiplerine, yani müstahaklara verilir. Kişinin anne-babası, çocukları ve eşi gibi bakmakla yükümlü olduğu yakınlarına ve zengine zekât verilmesi ise caiz değildir.
Masum Derneği olarak zekâtın, ancak hak sahibine ulaştığında yerini bulan hassas bir ibadet olduğunun bilinciyle hareket ederiz. Bize zekât olarak emanet edilen malı ayrı bir hesapta tutar, diğer bağış türleriyle karıştırmadan doğrudan mazlum coğrafyalardaki ve ülkemizdeki müstahaklara ulaştırırız. Böylece ibadetinizin fıkhî hassasiyeti baştan sona korunur; emanetiniz tam da varması gereken ele kavuşur.
Ulaştırdığımız her zekâtı fotoğraf ve raporlarla belgeler, emanetinizin yerini bulduğuna dair makbuzunu sizinle paylaşırız. Böylece hem malınızın hakkını eksiksiz teslim etmiş olur hem de bu farz ibadeti gönül rahatlığıyla yerine getirirsiniz. Rabbimiz zekâtlarınızı kabul buyursun; malınızı ve gönlünüzü bereketiyle çoğaltsın.